Loading...
Menu

Livata Olayının (Homoseksüellik-Eşcinsellik) Haramlığının Ayet ve Hadisl

p<>{color:#000;}.

ÖNSÖZ

Livata, erkeğin erkekle veya erkeğin kadınla dübüründen, yani arkasından zina etmesine denir. Bu durum karı-koca arasında olduğunda da yine livata olur ve haramdır.

Kitap içerisinde okuyacağınız ayeti kerime ve hadisi şeriflerden de anlaşılacağı üzere, büyük günah olması sebebiyle, livata olayının insanı Allah (C.C.) ve Peygamber (S.A.V) indinde ne kadar müşkil duruma düşürdüğünü öğreneceksiniz.

Bu mevzu malesef çok büyümeye yüz tutmuş ve benimsenmiştir.

Halbuki livata fiilini işleyenleyenlerde ve işletenlerde maddi ve manevi değerler ölür, insan yaşlandığında da para ile tatmin olacak duruma düşer. Kendimizi itina ile koruyalım, çoluk çocuğumuza hiç utanmadan kendilerini korumaları için bu konularda gerekli bilgi ve eğitimi verelim. Nefsimizi ve neslimizi kurtaralım.

İmam-ı Gazali hazretlerinin (k.s) Kimyayı Saadet adlı kitabının 343. sahifesinde Ebubeklr-es Sıddık (R.A.) dan rivayet edilen Hadis-i Şeriflerinde Rasulüllah (S.A.V) efendimizin şöyle buyurdukları kaydedilmiştir: “Bütün iyi işler Allah yolunda harbetmenin (cihadın) yanında denizden bir damla gibidir. Allah yolunda harbetmek de emri bil ma’rufun (iyiliği emretmek) yanında bir damla gibidir.”

Netice olarak şunu özellikle belirtelim ki livata olayı çok vahim bir konu olduğundan bu hususta milletimizi uyarmak yani emr-i bilma’ruf ve nehy-i anil münker yapmak (iyiliği emir ve kötülükden men) müslümanlar üzerine cuma namazı gibi farz-ı ayn’dır. Nasıl Cuma namazı kılınmadığı zaman kaza edilemiyorsa livata fiili işlendikten sonra yapılacak tebliğin de hiç bir önemi kalmaz.

Livata devrimizin vebası sayılan AIDS hastalığının yayılmasının da ana sebeplerindendir. Bu konuya dikkat edilmesi zarurettir. Dolayısıyla ayet ve hadislerden ibret alarak tebliğe önem vermelerini kardeşlerimizden rica ederiz. Yüce Mevlâ tesirini halketsin inşaallah.

M. KÖRÜKÇÜ

KONYA

LİVATA OLAYININ

(Homoseksüellik-Eşcinsellik)

HARAMLIĞININ AYET VE HADİSLERLE

AÇIKLAMASI

AYETKERÎMELER

بِسْمِ اﷲ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

[ÂRAF SÛRESİ
80-84]

وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّن الْعَالَمِينَ ﴿٨٠﴾

إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ النِّسَاء بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ ﴿٨١﴾

وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلاَّ أَن قَالُواْ أَخْرِجُوهُم مِّن قَرْيَتِكُمْ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ ﴿٨٢﴾

فَأَنجَيْنَاهُ وَأَهْلَهُ إِلاَّ امْرَأَتَهُ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ ﴿٨٣﴾

وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُجْرِمِينَ ﴿٨٤﴾

Lût’u da gönderdik. Bir vakit kavmine: “Sizden evvel âlemlerden hiçbirinin yapmadığı çirkin şeyleri siz mi yapıyorsunuz?” dedi.

“Kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Yok siz çok azgın bir kavimsiniz.”

Kavminin cevabı da şu oldu.: “Bunları memleketinizden çıkarın. Çünkü bunlar (kadınları bırakıp da erkeklere varmaktan) sakınan kimselerdir.”

Biz de onu ve ehlini kurtardık. Yalnız karısı (inanmadığı için) yere geçenlerden oldu.

Ve üzerlerine bir azap yağmuru yağdırdık. Suçluların sonlarının nasıl olduğuna bir bak.

HÛD SÛRESİ

77-83

وَلَمَّا جَاءتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هَذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ ﴿٧٧﴾

وَجَاءهُ قَوْمُهُ يُهْرَعُونَ إِلَيْهِ وَمِن قَبْلُ كَانُواْ يَعْمَلُونَ السَّيِّئَاتِ قَالَ يَا قَوْمِ هَؤُلاء بَنَاتِي هُنَّ أَطْهَرُ لَكُمْ فَاتَّقُواْ اللّهَ وَلاَ تُخْزُونِ فِي ضَيْفِي أَلَيْسَ مِنكُمْ رَجُلٌ رَّشِيدٌ ﴿٧٨﴾

قَالُواْ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا فِي بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّ وَإِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُرِيدُ ﴿٧٩﴾

قَالَ لَوْ أَنَّ لِي بِكُمْ قُوَّةً أَوْ آوِي إِلَى رُكْنٍ شَدِيدٍ ﴿٨٠﴾

قَالُواْ يَا لُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُواْ إِلَيْكَ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ وَلاَ يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلاَّ امْرَأَتَكَ إِنَّهُ مُصِيبُهَا مَا أَصَابَهُمْ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ الصُّبْحُ أَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرِيبٍ ﴿٨١﴾

فَلَمَّا جَاء أَمْرُنَا جَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ مَّنضُودٍ ﴿٨٢﴾

مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ وَمَا هِيَ مِنَ الظَّالِمِينَ بِبَعِيدٍ ﴿٨٣﴾

Elçilerimiz (melekler) Lût’a varınca onların yüzünden, (kavmi, bunlara bir kötülük eder diye) Lût fenalaştı. Eli ayağı dolaştı ve “Bu, çok zor bir gün.” Dedi.

Bundan evvel kötü kötü işler yapmakta olan kavmi ona (misafirlerine tecavüz için) koşup gelmişlerdi. Lût dedi: “Ey kavmim, işte şunlar kızlarım. Onlar sizin için daha temizdirler. Artık Allah’tan korkun da beni misafirlerim içinde rüsvay etmeyin. İçinizde aklı başında hiçbir adam yok mu?”

Onlar dediler ki: “Şüphesiz bilirsin ki, senin kızlarınla bizim hiçbir alakamız yoktur. Ve sen bizim ne istediğimizi pekâlâ bilirsin.”

Lût dedi: “Ne olurdu size karşı bir kuvvetim olsaydı. Veya çok sarp bir kaleye sığınabilse idim.”

Melekler dediler: “Ey Lût, emin ol ki biz, Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla el uzatamazlar. Sen hemen ailenle gecenin bir kısmında yürüyüp git. İçinizden –eşinden başka– hiçbiri geri kalmasın. Çünkü ona da kavmine gelen musibet gelecek. Kendilerine vaad edilen vaktin “sabah” olduğundan haberin olsun. Sabah, yakın değil mi?

Ne zaman ki emrimiz geldi. O memleketin üstünü altına geçirdik. Ve üzerlerine istif edilmiş balçıktan yapılıp pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Bu taşlar, Rabbinin katında damgalanmışlardı. (Kime ve nereye isabet edeceği belli idi.) Bunlar zalimlerden uzak da değillerdir.

ŞUÂRA SÛRESİ

160-174

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ الْمُرْسَلِينَ ﴿١٦٠﴾

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ ﴿١٦١﴾

إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ﴿١٦٢﴾

فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ ﴿١٦٣﴾

وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿١٦٤﴾

أَتَأْتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَمِينَ ﴿١٦٥﴾

وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ أَزْوَاجِكُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ ﴿١٦٦﴾

قَالُوا لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَجِينَ ﴿١٦٧﴾

قَالَ إِنِّي لِعَمَلِكُم مِّنَ الْقَالِينَ ﴿١٦٨﴾

رَبِّ نَجِّنِي وَأَهْلِي مِمَّا يَعْمَلُونَ ﴿١٦٩﴾

فَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ أَجْمَعِينَ ﴿١٧٠﴾

إِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرِينَ ﴿١٧١﴾

ثُمَّ دَمَّرْنَا الْآخَرِينَ ﴿١٧٢﴾

وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَاء مَطَرُ الْمُنذَرِينَ ﴿١٧٣﴾

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ ﴿١٧٤﴾

Lût Kavmi de peygamberleri yalanladılar.

O vakit kardeşleri Lût onlara: “Siz (Allah’tan) korkmaz mısınız?” demişti.

“Haberiniz olsun ki ben sizin için güvenilir bir peygamberim.”

“Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

“Bunun için ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükâfatım ancak âlemlerin Rabbi’ne aittir.”

(İnsanlar) âleminden erkeklere mi gidiyorsunuz?

“Ve Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor musunuz? Doğrusu siz aşırı giden bir kavimsiniz.”

Dediler ki: “Ey Lût, eğer (davandan) vazgeçmezsen mutlak ve muhakkak (memleketimizden) çıkarılanlardan olacaksın.”

Lût şöyle dedi: “Doğrusu ben sizin yaptıklarınıza buğz edenlerdenim.”

“Ey Rabbim, beni ve ehlimi onların yapmakta oldukları şeyin (azabından) kurtar.”

Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık.

Ancak geri kalanlar içinde yalnız bir koca karı kaldı.

Sonra geridekileri helâk ettik.

Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, azapla korkutulanların yağmuru ne kötü oldu.

Şüphesiz ki bunda, mutlak bir ibret vardır. Öyle iken onların çoğu inanıcı değildir.

ANKEBUT SÛRESİ

28-35

أَحَدٍ مِّنَ الْعَالَمِينَ ﴿٢٨﴾

قَالَ رَبِّ انصُرْنِي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ ﴿٣٠﴾

وَلَمَّا جَاءتْ رُسُلُنَا إِبْرَاهِيمَ بِالْبُشْرَى قَالُوا إِنَّا مُهْلِكُو أَهْلِ هَذِهِ الْقَرْيَةِ إِنَّ أَهْلَهَا كَانُوا ظَالِمِينَ ﴿٣١﴾

قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًا قَالُوا نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَن فِيهَا لَنُنَجِّيَنَّهُ وَأَهْلَهُ إِلَّا امْرَأَتَهُ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ ﴿٣٢﴾

وَلَمَّا أَن جَاءتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهْلَكَ إِلَّا امْرَأَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ ﴿٣٣﴾

إِنَّا مُنزِلُونَ عَلَى أَهْلِ هَذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزًا مِّنَ السَّمَاء بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ ﴿٣٤﴾

وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَا آيَةً بَيِّنَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ﴿٣٥﴾

وَإِلَى مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَارْجُوا الْيَوْمَ الْآخِرَ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ ﴿٣٦﴾

Lût’u da (kavmine peygamber olarak gönderdik). O kavmine demişti ki: “Gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadığı bir hayasızlığı yapıyorsunuz.”

“Cidden siz, hâla erkeklere gidecek, yol kesecek, toplantı yerinizde edepsizlik yapıp duracak mısınız?” buna kavminin cevabı şu olmuştu: “Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize Allah’ın azabını getir.”

Lût dedi ki: “Ey Rabbim, bu müfsit kavme karşı bana yardım et.”

Elçilerimiz (meleklerimiz) İbrahim’e müjde ile gelince şöyle dediler: “Haberin olsun biz, bu memleketin halkını helâk edeceğiz. Çünkü onun halkı hep zalim oldular.”

(İbrahim): “Onların içinde Lût var.” dedi. Dediler ki: “Biz orada kimin olduğunu daha iyi biliriz. O’nu ve ehlini kurtaracağız, ancak karısı kalacak. Çünkü o, ötekilerden oldu.”

Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde, onlar yüzünden fenalaştı ve daraldı. Onlar dediler ki: “Korkma ve kederlenme! Çünkü biz seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın ötekilerden olmuştur.”

“Haberin olsun, bu memleket üzerine halkının yapageldikleri fenalıkları yüzünden gökten bir azap indireceğiz.”

Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık ibretler bırakmışızdır.

NOT: Ayet-i Kerîme mealleri Elmalılı Hamdi Yazır’dan alınmıştır.

HADİSŞERİFLER

- 1 -

عَنْ جَابِرٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَى أُمَّتِي عَمَلُ قَوْمِ لُوطٍ.
رواه ابن ماجه، والترمذي، وقال: حديث حسن غريب،
والحاكم وقال: صحيح الإسناد

Câbir (r.a.) Rasûlullah (s.a.v.)’in:

“Ümmetim için en çok korktuğum şey Lût Kavmi’nin işidir. (Erkeklerin erkeklerle münasebette bulunmalarıdır)” buyurduğunu rivayet etti. [1]

- 2 -

وَعَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا ظُلِمَ أَهْلُ الذِّمَّةِ، كَانَتِ الدَّوْلَةُ دَوْلَةَ الْعَدُوِّ، وَإِذَا كَثُرَ الزِّنَا كَثُرَ السِّبَاءُ، وَإِذَا كَثُرَ اللُّوطِيَّةُ، رَفَعَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَدَهُ عَنِ الْخَلْقِ، فَلا يُبَالِي فِي أَيِّ وَادٍ هَلَكُوا. رواه الطبراني، وفيه عبد الخالق بن زيد بن واقد ضعيف، ولم يترك.

Abdullah oğlu Câbir (r.a.) Rasûlullah (s.a.v.)’in:

“Zimmîlere2 zulmedildiği zaman, devlet haksızlık yapmış olur ve düşman kazanır. Zina çoğalınca esir de çoğalır.3

Livata çoğaldığı zaman Allah, o toplumdan yardımını keser ve güç durumlarda asla onlara asla yardım etmez.” dediğini rivayet etti.4

- 3 -

وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: لَعَنَ اللَّهُ سَبْعَةً مِنْ خَلْقِهِ مِنْ فَوْقِ سَبْعِ سَمٰوَاتِهِ، وَرَدَّدَ اللَّعْنَةَ عَلَى وَاحِدٍ مِنْهُمْ ثَلاَثًا، وَلَعَنَ كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ لَعْنَةً تَكْفِيهِ، فَقَالَ: مَلْعُونٌ مَنْ عَمِلَ عَمَلَ قَوْمِ لُوطٍ، مَلْعُونٌ مَنْ عَمِلَ عَمَلَ قَوْمِ لُوطٍ، مَلْعُونٌ مَنْ عَمِلَ عَمَلَ قَوْمِ لُوطٍ، مَلْعُونٌ مَنْ ذَبَحَ لِغَيْرِ اللَّهِ، مَلْعُونٌ مَنْ أَتَى شَيْئًا مِنَ الْبَهَائِمِ، مَلْعُونٌ مَنْ عَقَّ وَالِدَيْهِ، مَلْعُونٌ مَنْ جَمَعَ بَيْنَ امْرْأَةٍ وَبَيْنَ ابْنَتِهَا، مَلْعُونٌ مَنْ غَيَّرَ حُدُودَ الأَرْضِ، مَلْعُونٌ مَنِ ادَّعَى إِلَى غَيْرِ مَوَالِيهِ. رواه الطبراني في الأوسط، ورجاله رجال الصحيح إلا محرز بن هارون التيمي، ويقال فيه: محرر بالإهمال،
ورواه الحاكم من رواية هارون أخي محرر وقال: صحيح الإسناد.
قال الحافظ: كلاهما واهٍ لكن محرز قد حسن له الترمذي
ومشاه بعضهم وهو أصلح حالاً من أخيه هارون، والله أعلم.

Ebu Hureyre (r.a.) Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in şöyle dediğini nakletti:

“Allah yedi kat göklerin üzerinden yedi kişiye lanet etti ve onlardan her birine bu laneti üç kere tekrarladı. Onlardan her birine yaptığı lanet yeter de artar:

1- Lût kavminin yaptığını (erkeğin erkekle teması) yapan kimse mel’undur, (Allah’ın rahmetinden kovulmuştur) diye üç kere tekrar etti.

2- Allah’dan başkasının adına bir hayvan kesen mel’undur,

3- Hayvana yaklaşan (onunla temas eden) mel’undur,

4- Ana ve babasına karşı gelen mel’undur,

5- Bir kadınla ve o kadının kızıyla evlenen kimse mel’undur,

6- Hakkı olmayan bir mülke el uzatan mel’undur,

7- Velisini bırakıp da yabancıya bağlanan kimse mel’undur. [5]

- 4 -

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ[أَرْبَعَةٌ يُصْبِحُونَ فِي غَضَبِ اللَّهِ ويُمْسُونَ فِي سَخَطِ اللَّهِ، قُلْتُ[:*] مَنْ هُمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ [
**]قَالَ[*:*] الْمُتَشَبِّهُونَ مِنَ الرِّجَالِ بِالنِّسَاءِ، وَالْمُتَشَبِّهَاتُ مِنَ النِّسَاءِ بِالرِّجَالِ، [
**]وَالَّذِي يَأْتِي الْبَهِيمَةَ، وَالَّذِي يَأْتِي الرِّجَالَ[*. *
**]رواه الطبراني والبيهقي من طريق محمد بن سلام الجزاعي، ولا يعرف عن أبيه عن أبي هريرة قال البخاري[لا يتابع على حديثه[.*]

Ebu Hureyre (r.a.) Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu nakletti:

“Dört kişi Allah kendilerine gazap etmiş olarak günlerini geçirirler.”

“Onlar kim yâ Rasûlallah?” diye sordum. Rasûlullah (s.a.v.):

1- Kadınlara benzemeye çalışan erkekler,

2- Erkeklere benzemeye çalışan kadınlar,

3- Hayvanlarla cinsi temasta bulunanlar,

4- Birbiriyle temasta bulunan erkekler.” diye cevap verdi. [6]

- 5 –

وَعَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ وَجَدْتُمُوهُ يَعْمَلُ عَمَلَ قَوْمِ لُوطٍ، فَاقْتُلُوا الْفَاعِلَ وَالْمَفْعُولَ بِهِ.

رواه أبو داود والترمذي وابن ماجه والبيهقي كلهم من رواية عمرو بن أبي عمرو عن عكرمة عن ابن عباس، وعمرو هذا قد احتج به الشيخان وغيرهما، وقال ابن معين: ثقة ينكر عليه حديث عكرمة عن ابن عباس يعني هذا انتهى.

İbn-i Abbas (r.a.) Hz. Peygamber (s.a.v.)’in:

“Lût kavminin yaptığını (erkeğin erkekle teması) yapan kimseleri görürseniz, her ikisini de öldürün” dediğini nakletti.7

- 6 -

وَرَوَى الْبَيْهَقِي أَيْضاً وَغَيْرُهُ عَنْ مِفْضَلِ بْنِ فَضَالَةَ عَنْ ابْنِ جُرَيْجٍ ، عَنْ عِكْرِمَةَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالُوا: اقْتُلُوا الْفَاعِلَ وَالْمَفْعُولَ بِهِ، وَالَّذِي يَأْتِي الْبَهِيمَةَ.

قال البغوي: اختلف أهل العلم في حد اللوطي فذهب قوم إلى أن حد الفاعل حد الزنا إن كان محصناً يرجم، وإن لم يكن محصناً يجلد مائة، وهو قول سعيد بن المسيب وعطاء بن أبي رباح والحسن وقتادة والنخعي، وبه قال الثوري والأوزاعي، وهو قول الشافعي، ويحكى أيضاً عن أبي يوسف ومحمد بن الحسن، وعلى المفعول به عند الشافعي على هذا القول جلد مائة، وتغريب عام رجلاً كان أو امرأة، محصناً كان أو غير محصن. وذهب قوم إلى أن اللوطي يرجم محصناً كان أو غير محصن. رواه سعيد بن جبير ومجاهد عن ابن عباس، وروي ذلك عن الشعبي، وبه قال الزهري، وهو قول مالك وأحمد وإسحاق، وروي حماد ابن إبراهيم عن إبراهيم يعني النخعي قال: لو كان أحد يستقيم أن يرجم مرتين لرجم اللوطي والقول الآخر للشافعي أنه يقتل الفاعل والمفعول به كما جاء في الحديث انتهى.
قال الحافظ: حرق اللوطية بالنار أربعة من الخلفاء: أبو بكر الصديق وعلي بن أبي طالب وعبد الله بن الزبير وهشام بن عبد الملك.

Yine Beyhakî’nin İkrime (r.a.)’den rivayet ettiği hadiste Rasûlullah (s.a.v.):

“Her ikisini (livatayı işleyen iki erkeği de) ve hayvana cinsi temasta bulunanı öldürün.” buyurdu.

Begavi diyor ki: “İslam alimleri livatanın cezası üzerinde ihtilaf etmişlerdir. Bazıları, onu yapana zina cezası gerekir, evli ise recmedilir (taşlanarak öldürülür), evli değilse yüz defa vurulur. Said b. Müseyyeb, Ata b. Ebi Rebah, Hasan, Katade, Nehaî, Sevrî, Evzarî bu görüştedir. İmam-ı Şafii de bu görüşü kabul etmektedir. Yine Ebu Yusuf ile Muhammed b. Hasan’dan da böyle nakledilmiştir. Yaptıran kimseye ise: İmam-ı Şafii’ye göre yüz defa vurulur. Kadın olsun, erkek olsun, yahut evli veya bekar olsun bir yıl sürgün edilir.”

Bazı alimlere göre ise bunu yapanlar, evli olsun bekar olsun recmedilirler. Bu, İbn-i Abbas, Şabi, Zührî, İmam Malik, İmam Ahmed, İshak, İbrahim ve Nehaî’nin görüşüdür. Nehaî, “Bir kimseyi iki kere recmetmek olsaydı, o da livatayı işleyenler olurdu.” dedi. İmam-ı Şafii’nin son sözüne göre: “Bunu yapanların her ikisi de hadiste geçtiği gibi öldürülür.”

Musannif diyor ki: “Halifelerden dört kişi livata yapanları ateşte yaktılar. Bunlar: Ebu Bekir sıddık, Ali b. Ebi Talib, Abdullah b. Zübeyr ve Hişam b. Abdülmelik.”

- 7 –

وَرَوَى ابْنُ أَبِي الدُّنْيَا وَمِنْ طَرِيقِهِ الْبَيْهَقِيُّ بِإِسْنَادٍ ﺟَﻴﳴﺪٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدَرِ، أَنَّ خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ كَتَبَ إِلَى أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّهُ وَجَدَ رَجُلاً فِي بَعْضِ ضَوَاحِي الْعَرَبِ يُنْكَحُ كَمَا تُنْكَحُ الْمَرْأَةُ، فَجَمَعَ لِذَلِكَ أَبُو بَكْرٍ أَصْحَابَ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَفِيهِمْ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ، فَقَالَ عَلِيٌّ: إِنَّ هَذَا ذَنْبٌ لَمْ تَعْمَلْ بِهِ أُمَّةٌ إِلاَّ أُمَّةٌ وَاحِدَةٌ، فَفَعَلَ اللهُ بِهِمْ مَا قَدْ عَلِمْتُمْ، أَرَى أَنْ تَحْرِقَهُ بِالنَّارِ، فَاجْتَمَعَ رَأْيُ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ يُحْرَقَ بِالنَّارِ، فَأَمَرَ أَبُو بَكْرٍ أَنْ يُحْرَقَ بِالنَّارِ.

İbn-i Ebi’d Dünya ve “ceyyid” isnadla Beyhaki, Münkedir oğlu Muhammed’den rivayet ettiler:

Halid b. Velid, Hz. Ebu Bekir (r.a.)’e, bazı Arap mahallelerinde kadınların nikahlandığı gibi erkeklerin de birbirleriyle nikahlandıklarını bir mektupla bildirdi. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir (r.a.) Rasulullah (s.a.v.)’in ashabını (Bu meseleyi görüşmek üzere) topladı. İçlerinde Hz. Ali (r.a.) de vardı. Hz. Ali (r.a.):

“Bir tek toplum (Lût Kavmi) dışında hiçbir toplum bu suçu işlemedi. Allah da onlara bildiğiniz cezayı verdi, onların ateşte yakılması görüşündeyim” dedi. Rasulullah (s.a.v.)’in ashabı da bu görüşte birleştiler. Hz. Ebubekir (r.a.) de onların yakılmasını emretti.8

- 8 -

وَرُوِيَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ[قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ[:] ثَلاَثَةٌ لاَ تُقْبَلُ لَهُمْ شَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلا اللَّهُ[:] الرَّاكِبُ وَالْمَرْكُوبُ، وَالرَّاكِبَةُ وَالْمَرْكُوبَةُ، وَالإِمَامُ الْجِائِرُ[.  ]حديث غريب جداًّ، رواه الطبراني في الأوسط[.*]

Ebu Hureyre (r.a.) Rasulullah (s.a.v.)’in:

“Üç kişinin, Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur) sözü kabul edilmez:

1- Livata yapan ve yaptıran erkekler,

2- Birbiriyle ilişki kuran (ilişki kurar gibi cinsel organlarını birbirine sürten) kadınlar,

3- Zalim devlet başkanı.” dediğini rivayet etti. [9]

- 9 -

وَعَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا أَنَّ رَسُولَُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: لاَ يَنْظُرُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ إِلَى رَجُلٍ أَتَى رَجُلاً أَوِ امْرَأَةً فِي دُبُرِهَا. رواه الترمذي والنسائي وابن حبان في صحيحه.

İbn-i Abbas (r.a.) Hz. Peygamber (s.a.v.)’in:

“Allah, erkekle cinsi temas kuran veya kadına arkadan yaklaşan adamın yüzüne bakmaz. (onu rahmetinden kovar)” dediğini nakletti.10

- 10 -

وَعَنْ جَابِرٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَهَى عَنْ مَحَاشِّ النِّسَاءِ.

رواه الطبراني في الأوسط، ورواته ثقات، والدارقطني.
وَلَفْظُهُ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: اسْتَحْيُوا مِنَ اللهِ، فَإِنَّ اللَّهَ لاَ يَسْتَحْيِى مِنَ الْحَقِّ لاَ يَحِلُّ مَأْتَاكَ النِّسَاءَ فِى حُشُوشِهِنَّ.

Cabir (r.a.) Hz. Peygamber (s.a.v.)’in:

“Kadınlara arkadan yaklaşmayı yasakladığını” rivayet etti.11

Dârekutnî’nin rivayet ettiği hadis şöyledir: Rasulullah (s.a.v.): “Allah’tan utanın, Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Kadınlara arkadan yaklaşmak, size helal değildir.” buyurdu.

- 11 -

وعَنْ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَعَنَ اللهُ الَّذِينَ يَأْتُونَ النِّسَاءَ فِي مَحَاشِّهِنَّ. رواه الطبراني من رواية عبد الصمد بن الفضل.

المحاش: بفتح الميم وبالحاء المهملة وبعد الألف شين معجمة مشددة جمع محشة بفتح الميم وكسرها: وهي الدبر.

Âmir oğlu Ukbe (r.a.) Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in:

“Allah kadınlara arkadan yaklaşanlara lanet etti” dediğini nakletti.12

- 12 -

وعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ أَتَى النِّسَاءَ فِي أَعْجَازِهِنَّ فَقَدْ كَفَرَ.

ورواه الطبراني في الأوسط ورواته ثقات.

Ebu Hureyre (r.a.) Rasulullah (s.a.v.)’in:

“Kadınlara arkadan yaklaşan kimse kafir olur” dediğini rivayet etti.13

- 13 -

وروى ابن ماجه والبيهقي كلاهما عن الحارث بن مخلد عن أبي هريرة رضي الله عنه عَنِ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: لاَ يَنْظُرُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ إِلَى رَجُلٍ جَامَعَ امْرَأَةً فِي دُبُرِهَا.

İbn-i Mace, Beyhakî Muhalled oğlu Haris’den, o da Ebu Hureyre (r.a.)’den, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in:

“Allah, kadınla arkadan cima eden (yaklaşan) kimseye rahmet nazarıyla bakmaz” dediğini nakletti.

- 14 -

وَعَنْهُ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: مَنْ أَتَى حَائِضًا أَوْ امْرَأَةً فِي دُبُرِهَا أَوْ كَاهِنًا فَصَدَّقَهُ كَفَرَ بِمَا أُنْزِلَ عَلَى مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.

رواه أحمد والترمذي والنسائي وابن ماجه وأبو داود إلا أنه قال: فَقَدَ بَرِئَ مِمَّا أُنْزِلَ عَلَى مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.
قال الحافظ: رووه من طريق حكيم الأثرم عن أبي تميمة، وهو طريف بن خالد عن أبي هريرة، وسئل علي بن المديني عن حكيم من هو؟ فقال: أعيانا هذا، وقال البخاري في تاريخه الكبير: لا يعرف لأبي تميمة سماع من

Yine Ebu Hureyre (r.a.) Rasulullah (s.a.v.)’in şöyle dediğini nakletti:

“Hayız gören kadınla cinsi münasebette bulunan veya arkadan kadına yaklaşan, yahut kâhine (gayptan haber verene) gelerek onun söylediklerine inanan kimse, Muhammed (s.a.v.)’e indirilene küfretmiştir.”14

NOT: Buradaki hadis-i şerifler, “Terğıb ve Terhib” kitabından alınmıştır.

AYRICA BU KONUDA

CAFER EL-FİRYÂBÎ DİYOR Kİ:

Bana Kuteybe, Abdullah ibn-i Amr’ın şöyle dediğini bildirdi:

Rasulullah(s.a.v.):

“Yedi grup insan vardır ki kıyamet günü Allah onlara (rahmet nazarıyla) bakmayacak, onları temize çıkarmayacak (tezkiye etmeyecek) ve onlara: “Cehenneme girenlerle birlikte siz de cehenneme (ateşe) girin.” buyuracaktır. Bunlar: “Bir (erkekle) temasta bulunan ve kendisiyle temasta bulunulan erkek (homoseksüelden her ikisi de), şehvetini eliyle gideren (masturbasyon yapan), hayvan ile temasta bulunan, kadın ile dübüründen temasta bulunan, kadın ile kadının kızının arasını birleştiren (hem bir kadınla, hem de aynı kadının kızıyla temasta bulunan), konşusunun karısıyla zina eden ve konşusuna eziyet ederek onun kendisine lanet etmesine sebep olan kimsedir.” Hadisin senedinde yer alan İbn-i Lehîa ve şeyhi zayıftırlar.15

﴿نِسَاؤُكُمْ حَرْثٌ لَكُمْ فَأْتُوا حَرْثَكُمْ أَنَّى شِئْتُمْ وَقَدِّمُوا لِأَنْفُسِكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ وَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ مُلاقُوهُ وَبَشِّرِ

الْمُؤْمِنِينَ﴾

“Kadınlarınız sizin tarlanızdır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi yaklaşın, bununla beraber kendiniz için, ileriye (ahiretinize, Allah’ın emrine uygun iyi ameller göndererek) hazırlık yapın. Allah’tan korkun ve bilin ki muhakkak O’na kavuşacaksınız. İman edenlere müjdele”16

Yine, Rasulullah (s.a.v.)’in bir hadis-i şerif’inde “Kadının cinsel organından olmak şartıyla, istediğiniz şekilde onlarla cinsel ilişkide bulunun.”17 buyurulmuştur.

[1] İbn Mâce, Tirmizî ve Hâkim rivayet etmişlerdir. Tirmizî “Hadisin hasen garip” Hâkim ise “İsnadının sahih” olduğunu söylemiştir.

[2] Zimmî: Müslümanların arasında ve güvenleri altında oturan yabancılar.

[3] Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) bu sözüyle, zina sonucu doğan çocuğun, temiz anne babadan doğmadığı için hor görüleceğini, cemiyet içinde adeta esir gibi yaşayacağını ve babası belli olmadığından annesine kötülük edeceğini, bunun da bir çeşit esirlik olduğunu kastetmiştir. Manevî der ki: Zinanın çoğalması sebebiyle Allah, onlara düşmanlarını musallat kılar ve onlardan bir çokları esir düşer.

[4] Taberâni rivayet etmiştir.

[5] Taberâni “Evsat” ında ve Hâkim rivayet etmişlerdir. Hâkim “isnadı sahih” demiştir. Taberâni’nin ravileri de sahih hadis râvileridir.

[6] İbn Hıbban “Sahih” inde, Beyhakî ve Nesâi son kısmını tekrar ederek rivayet etmişlerdir.

[7]Ebû Davut, Tirmizî, İbn Mâce, Beyhakî rivayet etmişlerdir.

[8] Ebu Hanife’ye göre Livata yapana zina cezası verilmez. Hakim, bu kötü işi yapanı ıslah edici şekilde ta’zir cezası verir. İmam Ebu Yusuf’a ve İmam Muhammed’e göre zina cezası verilir. İhtiyar C.3, S.47 Mezahibi Erbaa C.5, S.141

[9] Taberâni “Evsat” ında rivayet etmiştir.

[10] İbn-i Hıbban sahihinde ve Tirmizî ile Nesaî rivayet etmişlerdir.

[11] Taberanî “Evsat”ında ve Dârekutnî rivayet etmişlerdir. Taberanî’nin ravileri sikadır.

[12] Taberanî rivayet etmiştir.

[13] Taberanî “Evsat”ında rivayet etmiştir. Ravileri sikadır.

[14] Ahmed, Tirmizî, Nesaî, İbn-i Mace ve Ebû Davud rivayet etmişlerdir. Ebu Davud, hadisin sonunu: “Muhammed (s.a.v.)’e indirilen (Kur’an)’dan uzaklaşmıştır.” şeklinde rivayet etmiştir.

[15] İbn-i Kesir, “Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri”, Bakara Suresi, Ayet: 223

[16] Bakara Sûresi, 223. Ayet

[17] İbn-i Kesir, Cilt: 1, Sayfa: 458

YAPILACAK İŞ

İnsan, kusuru olmayan bir arkadaşının istemeyerek kalbini kırsa, anında veya ertesi gün o arkadaşından özür diler.

Bize, bir damladan bu güzel ömrü veren yüce Mevlâ’mıza, yaptığımız hatalarımızdan dolayı özür dilememiz, yani Allah’tan özür dilemek olan tevbe etmemiz gerekmez mi?

Böyle olunca; insana düşen, yapmakta olduğu hata ve yanlışlarından derhal vazgeçmek, tevbe ve istiğfara sarılmaktır.

En kısa ve kuvvetli olan tevbe şudur:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

أَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ الْكَرِيمَ الَّذِي لاَ إِلٰهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومَ وَنَتُوبُ إِلَيْكَ

 

Eûzü billâhi mineşşeydânirracîm.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Estağfirullâh el-azîm el-kerîm ellezî lâ ilâhe

illâ hüvel hayyül kayyûme ve netûbü ileyk.”


Livata Olayının (Homoseksüellik-Eşcinsellik) Haramlığının Ayet ve Hadisl

  • Author: raintr
  • Published: 2016-11-21 15:35:09
  • Words: 3383
Livata Olayının (Homoseksüellik-Eşcinsellik) Haramlığının Ayet ve Hadisl Livata Olayının (Homoseksüellik-Eşcinsellik) Haramlığının Ayet ve Hadisl